Ankara'da sobadan çıkan karbonmonoksit 2'si çocuk 5 kişiyi yaşamdan kopardı. Bir aile yok oldu. Bu haliyle bile son derece dramatik olan bir olayın ardında bakın başka ne gerçekler yatıyor...
Ahmet Aydın, 29 yaşındaydı. Ankara'nın Keçiören ilçesinde 26 yaşındaki eşi Betül, 1 yaşındaki kızı Gül ve 5 yaşındaki Ece Sıla ile hayata tutunmaya çalışıyordu.
Eşi çalışmayan Ahmet Aydın, tek maaşla 4 kişilik ailesinin geçimini sağlıyordu. Evleri bir apartmanın bodrumundaydı. Keçiören gibi Ankara'nın en önemli ilçelerinden birinde, doğalgaz gibi konforlu bir yakıt kullanarak çocuklarını ısıtma imkanına sahipti. Ancak o diğer dairelerin aksine doğalgaz kullanmak yerine daha ucuz olduğu evini kömür sobasıyla ısıtma çalışıyordu.
Oysa Ahmet Aydın, Yüksek Seçim Kurulu gibi Türkiye'nin en prestijli kurumlarından birinde çalışıyordu. Kurumdaki statüsü ise Türkiye'nin büyük ölçüde Tekel işçileriyle haberdar olduğu 4/C'li geçici işçilikti. Çalışmaya devam edebilmesi için her yıl sonunda kadrosunun onaylanması gerekiyordu yani iş güvencesi yoktu. Bir sonraki yıl çalışıp çalışmayacağını bilmiyordu.
Ahmet Aydın, 1 aylık çalışması karşılığında 1000-1100 lira civarında gelire sahipti. Aynı kurumda çalışan bir servis arkadaşının anlatımlarına göre, Ahmet Aydın, evinin geçimini sağlayabilmek için akşamları atık kağıt toplayıcılığı yapıyordu. Hatta yağmurlu birgünde bu işi yaparken ıslandığı için hastalanmıştı ve raporluydu. Normalde serviste eksik olduğunda gelmeyen kişi aranırken, arkadaşları raporlu olduğunu bildikleri için olayın olduğu sabah rahatsız etmemek için onu aramamıştı. Sonra acı haberi aldıklarında ise kahroldular.
Şimdi bu olaya basit bir soba faciası deyip geçecek miyiz? Böyle yapmak Ahmet Aydın gibi kamuda 4/C statüsünde çalıştırılan daha binlerce, onbinlerce geçici işçiyi ve ailesini aynı tehlikenin kucağına atmak demektir.
Aydın ailesini ölüme götüren basit bir ihmal değil, azraili sobayla birlikte evlerinin orta yerine kadar sokan geçim sıkıntısı ve çaresizliktir.
Ankara'nın ayazında günlerce 4/C'ye karşı çıkan Tekel işçilerinin ne anlatmaya çalıştığı bu kez tokat gibi yüzümüze çarptı.
Peki bunun için 1 yaşındaki Gül'ün, 5 yaşındaki Ece Sıla'nın ölmesi mi gerekirdi?
Reklam rehber olarak siteniz çok ilginç ve dikkat çekici bulduk böyle bir blog oluşturduğunuz için sizlere teşekkür ederiz.
YanıtlaSil