25 Şubat 2012 Cumartesi
İş yerlerinin "lanetlileri"
İş yerlerindeki sayıları her geçen gün artıyor. Onlar kim mi? En yorgunlar, en yıpranmışlar, en zayıflar... Diğerlerine karışmasınlar diye sırtlarından, yakalarından "damgalananlar"... Yani iş yerlerinin "lanetlileri"!...
İşte taşeron işçilerin gerçeği:
-Görünenin aksine arandığında asıl patronları bulunamaz.
-Daha işi girerken "bütün alacaklarımı eksiksiz aldım" diye bir takım kağıtlar imzalatılır.
-Bu yeterli olmazsa "teminat senedi" gibi miktarı olmayan senet imzalatılır.
-Öldüklerinde ya da iş kazasına maruz kaldıklarında şanslı olanlar birer rakam olarak istatistiklere geçer.
-Onlar için sanki başka İş Kanunu hükümleri geçerlidir. Hemen hiçbir kanun hükmünden
yararlanamazlar ya da eksik yararlanırlar.
-İş yerindeki en pis, en riskli ve tehlikeli işler onlara yaptırılır.
-Tehlikeli işleri yaparken kendilerine koruyucu donanım verilmez. Gerekli eğitimler verilmediğinden
çalışırken ne gibi tehlikelerle karşı karşıya kaldıklarının farkında değillerdir.
-Bir çoğunun belli bir iş yeri bile yoktur. Çünkü yaptıkları iş bittiğinden, yeni iş
için başka bir yerde çalışmaya başlarlar.
-Sendikanın "S"si bile yasaktır. Bu "gerçeğe" aykırı hareket eden nefes alamadan kapı önüne konur.
-İş kazasında öldüklerinde iş yerindeki kimse onları fark etmez, hatta öldükleri günler sonra
cesetleri bulunduğunda anlaşılır.
-Asgari ücrete mahkumdurlar.
-Belli bir iş yerinde çalışıyorlarsa o iş yerine sabahın şafağında ilk giden onlardır.
-Her yıl işe gir-çık yaptırılarak özlük hakları sıfırlanır, yani kıdemli çalışmanın
getirdiği hiçbir artıdan yararlanamazlar.
-Taşeron işveren, fiyat kırarak aldığı ihaleden en fazla karı elde edebilmek için
en büyük gider kalemi gördüğü işçileri yani insan kaynağı olabildiğince sömürür.
Aslında taşeron çalışma sistemi tüm çalışanlar için bir tehdit ya da bir terbiye mekanizması. Hal böyle olunca taşeron işçilerinin gerçeği değişmeden bu ülkede çalışan hiç kimseye rahat yok!...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder